Sıcak Gelişme, Son Dakika
Buradasınız Buradasınız: Anasayfa » Magazin » Nazım Hikmet, 51. ölüm yıl dönümünde anılıyor | 03 Haziran 2014 Salı 21:34

Nazım Hikmet, 51. ölüm yıl dönümünde anılıyor

Nazım Hikmet, 51. ölüm yıl dönümü nedeniyle bugün ve hafta içerisinde Türkiye'de, yurt dışında çeşitli etkinliklerle anılıyor.
NAZIM HİKMET RAN KİMDİR?

Nâzım Hikmet Ran, daha çok Nazım Hikmet olarak bilinen Türk şair, oyun yazarı, romancı, anı yazarıdır.  Nazım Hikmet Ran "Romantik komünist" ve "romantik devrimci" olarak tanımlanır. Nâzım Hikmet Ran siyasi inançları yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Nâzım Hikmet Ran’ın şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.

Nâzım Hikmet Ran yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. Nâzım Hikmet Ran’ın İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Nâzım Hikmet Ran Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Nâzım Hikmet Ran Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.

Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nâzım Hikmet Ran, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı. Nâzım Hikmet Ran 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarıldı; Nâzım Hikmet Ran’ın ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlem iptal edildi. Mezarı Moskova'da bulunmaktadır.

NAZIM HİKMET RAN'IN YAŞAMI

Nâzım Hikmet Ran'ın İlk şiiri Feryad-ı Vatanı 3 Temmuz 1913'te yazdı.  Nâzım Hikmet Ran aynı yıl Mekteb-i Sultani'nde ortaokula başladı. Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiirini Bahriye Nazırı Cemal Paşa'ya okuyunca çocuğun Bahriye Mektebine gitmesine karar verildi. Nâzım Hikmet Ran 25 Eylül 1915'te Heybeliada Bahriye Mektebine girdi, 1918'de 26 kişi içinden 8. olarak mezun oldu. Karne değerlendirmelerinde zeki, orta derecede çalışkan, elbisesine özen göstermeyen, sinirli ve ahlaki tavırları iyi bir öğrenci görülmektedir. Nâzım Hikmet Ran mezun olduğunda dönemin okul gemisi Hamidiye Gemisine Güverte Stajyer Subayı olarak atandı. 17 Mayıs 1921'de aşırıya kaçan halleri bulunduğundan ordu ile ilişiği kesildi.

Nâzım Hikmet Ran, 1920'de arkadaşı Vâlâ Nureddin ile Milli Mücadele'ye katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu'ya geçti, Bolu'da öğretmenlik yaptı. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. Nâzım Hikmet Ranın 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm ile tanıştı. 1924'te Moskova'da yayınlanan ilk şiir kitabı 28 Kanunisani sahnelendi. Nâzım Hikmet Ran, O yıl Türkiye'ye dönerek Aydınlık Dergisinde çalışmaya başladı, ancak dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince tekrar Sovyetler Birliği'ne gitti. Nâzım Hikmet Ran 1928’de Af Kanunundan yararlandı ve Türkiye'ye döndü. Bu defa Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1938'de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle 1950 yılında Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği'ne giden Nâzım Hikmet Ran, 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığından çıkarılmasının ardından, büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı. 3 Haziran 1963 tarihinde ise, Nâzım Hikmet Ran geçirdiği bir kalp krizi neticesinde 61 yaşında hayata gözlerini yumdu.

NAZIM HİKMET RAN'IN AİLESİ

Nâzım Hikmet Ran’ın babası, Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım'dır. Celile Hanım piyano çalan, resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Celile Hanım, bir dilci ve eğitimci de olan Hasan Enver Paşa'nın kızıdır. Hasan Enver Paşa, Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celalettin Paşa adını alan Konstantin Borzecki'nin (Lehçe: Konstanty Borzęcki, d. 1826 - ö. 1876) oğludur. Mustafa Celaleddin Paşa Osmanlı Ordusu'nda subay olarak görev yapmış ve Türk tarihi üzerine önemli bir eser olan "Les Turcs anciens et modernes" (Eski ve yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Celile Hanım'ın annesi ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa'nın yani Ludwig Karl Friedrich Detroit'in kızı olan Leyla Hanım'dır. Celile Hanım'ın kız kardeşi Münevver Hanım, şair Oktay Rifat'ın annesidir.

Nâzım Hikmet Ran’ın babası Hikmet Bey, Selanik'te, Hariciye Nezareti'nde (Dışişleri Bakanlığı) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa'nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik'in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nâzım Hikmet Ran’ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep'e, Nâzım Hikmet Ran’ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul'a gelirler. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye'ye atanır.

NAZIM HİKMET RAN'IN ÜSLUBU VE BAŞARILARI

Nâzım Hikmet Ran ilk şiirlerini hece ölçüsü ile yazmaya başladı ancak içerik bakımından diğer hececilerden farklıydı. Nazım Hikmet Ran’ın Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Nazım Hikmet Ran Sovyetler Birliği'nde yaşadığı ilk yıllar olan 1922 ile 1925 arasında bu arayış doruğa çıktı. Nazım Hikmet Ran hem içerik hem de biçim bakımından dönemindeki şairlerden farklıydı. Nazım Hikmet Ran hece ölçüsünden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile ahenk oluşturan serbest ölçüyü benimsedi. Nazım Hikmet Ran Mayakovski ve fütürizm taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi.

Nâzım Hikmet Ran’ın şiirlerinden birçoğu Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü, Zülfü Livaneli gibi sanatçılar tarafından bestelendi.  Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı.Nâzım Hikmet Ran’ın birkaç şiiri ise Yunan besteci Manos Loizos tarafından bestelendi. Ayrıca Nâzım Hikmet Ran’ın bazı şiirleri Yeni Türkü'nün eski üyesi Selim Atakan tarafından da bestelenmiştir. Ayrıca Fuat Saka'nın da biri Demir Gökgöl ile olmak üzere iki adet Nâzım Hikmet Ran’ın şiirlerinin bestelendiği şarkıları içeren albümü vardır.

UNESCO'nun ilan ettiği 2002 Nâzım Hikmet yılı için besteci Suat Özönder "Şarkılarda Nâzım Hikmet" adlı bir albüm hazırladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının katkılarıyla, Yeni Dünya plak şirketi tarafından hayata geçirildi.

NAZIM HİKMET RAN'IN DAVALARI

Nâzım Hikmet Ran 1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. Nâzım Hikmet Ran 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Nâzım Hikmet Ran’ın Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. Nâzım Hikmet Ran1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. Nâzım Hikmet Ran’ın 17 Haziran 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Nâzım Hikmet Ran Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi  Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova'da yaşadı. Nâzım Hikmet Ran Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası

1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası

1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası

1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

NAZIM HİKMET RAN'IN ÖLÜMÜ

Nâzım Hikmet Ran 3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda ölmüştür. Nâzım Hikmet Ran’ın ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Nâzım Hikmet Ran Ünlü Novodeviçi Mezarlığı'nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Nâzım Hikmet Ran’ın mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.

Şair Nâzım Hikmet'in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye'nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye'nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu. 

Nâzım Hikmet Ran’ın Yeniden Türk vatandaşlığına alınması

2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması gündeme geldi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet Ran’ın Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu düzenlemenin sadece yaşamakta olanlar kişiler için düzenlendiğini ve Nâzım Hikmet Ran’ı kapsamadığını belirterek bu yöndeki talepleri reddetti. Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, İçişleri Komisyonu'nda "Tasarıda, şahsa bağlı hak olduğu için bizzat müracaat etmesi gerekir. Arkadaşlarım da olumlu şeyler belirttiler, komisyonda görüşülür, bir karar verilir" dedi.

2009 yılının 5 Ocak Günü " Nâzım Hikmet Ran’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin önerge" Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Nâzım Hikmet Ran 'a yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının iade edilmesine ilişkin bir kararname hazırladıklarını ve bu teklifin imzaya açıldığını ifade eden Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, 1951 yılında vatandaşlıktan çıkartılan Nâzım Hikmet Ran’ın yeniden Türk vatandaşı olmasına ilişkin önerinin Bakanlar Kurulu'nca oylanarak kabul edildiğini söyledi.

Bakanlar Kurulu'nun 05.01.2009 tarihinde aldığı bu karar, 10.01.2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran, 58 yıl sonra yeniden Türk vatandaşı oldu.

 

NAZIM HKMET RAN ESERLERİ

Dağların Havası (Osmanlıca, 1925)[14]

Güneşi İçenlerin Türküsü (1928)

835 Satır (1929)

Jokond ile Si-Ya-U (1929)

Varan 3 (1930)

1 + 1 = 1 (1930)

Sesini Kaybeden Şehir (1931)

Gece Gelen Telgraf (1932)

Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932)

Bir Ölü Evi yahut Merhumun Hanesi (1932)

Kafatası (1932)

Orman Cücelerinin Sergüzeşti (1932)

Unutulan Adam (1934)

Portreler (1935)

Taranta Babu'ya Mektuplar (1935)

Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)

İt Ürür Kervan Yürür (1936, Orhan Selim adıyla)

Milli Gurur (1936)

Sovyet Demokrasisi (1936)

Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936)

Kurtuluş Savaşı Destanı (1937)

Yeşil Elmalar (1938)

La Fontaine'den Masallar (1949)

Saat 21-22 Şiirleri (1965)

Enayi (1965)

Ferhad ile Şirin (1965)

İnek (1965)

İstasyon (1965)

Kan Konuşmaz (1965)

Şu 1941 Yılında (1965)

Yolcu (1965)

Yaşamak Hakkı (1966)

Dört Hapishaneden (1966)

Bu Bir Rüyadır (1966)

Ocak Başında (1966)

Rubailer (1966)

Sabahat (1966)

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966)

Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967)

Allah Rahatlık Versin (1967)

Evler Yıkılınca (1967)

İnsanlık Ölmedi ya (1967)

Yusuf ile Menofis (1967)

Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1967)

Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar (1968)

Kuvâyi Milliye (1968)

Sevdalı Bulut (1968)

Yeni Şiirler 1951-1959 (1969)

Son Şiirleri 1959-1961 (1969)

Bursa Cezaevinden Vâ'Nû'lara Mektuplar (1970)

İlk Şiirleri 1913-1927 (1971)

Demokles'in Kılıcı (1974)

Faşizm Sınıflar ve Emperyalizm (1975)

Nazım ile Piraye (1975)

Aydınlıkçı Yazar Aydınlıkçı Şair (1976)

Yazılar (1976)

İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? (1985)

Çeviri Hikâyeler (1987)

Her Şeye Rağmen (1990)

Kadınların İsyanı (1990)

Kör Padişah (1990)

Tartüf-59 (1990)

Yalancı Tanık (1990)

Hikâyeler (1991)

Konuşmalar (1991)

Masallar (1991)

Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil (1991)

Yatar Bursa Kalesinde (1991)

Yazılar 1924-1934 (1991)

Yazılar 1935 (1991)

Yazılar 1936 (1991)

Yazılar 1937-1962 (1991)

Piraye'ye Mektuplar 1 (1998)

Piraye'ye Mektuplar 2 (1998)

Sanat ve Edebiyat Üstüne (1998)

Nâzım Hikmet Şarkıları (2001)

Bizim Radyoda Nâzım Hikmet (2002)

Bütün Şiirleri (2007)

Henüz Vakit Varken Gülüm (seçme şiirler, 2008)

Öteki Defterler (2008)

Çankırıdan Piraye'ye Mektuplar (2010)

Büyük İnsanlık (kendi sesinden şiirler, 2011)

 

Nâzım Hikmet Ran’ın Senaryoları:
Mümtaz Osman adıyla:

 

Karım Beni Aldatırsa,

Fena Yol,

Söz Bir Allah Bir,

Cici Berber,

Milyon Avcıları,

Aysel Bataklı Damın Kızı,

Leblebici Horhor Ağa,

Kıskanç.

Ercüment Er adıyla:

Kızılırmak Karakoyun.

 

Nâzım Hikmet Ran’ın Yönetmenliği:
 

 Düğün Gecesi-Kanlı Nigar (kısa film),

İstanbul Senfonisi (kısa film),

Bursa Senfonisi (kısa film),

Cici Berber (Muhsin Ertuğrul ile),

Güneşe Doğru (1937).

 

Nâzım Hikmet Ran’ın Bestelenmiş Şiirleri
 

Ruhi Su, Onlar Ki

Zülfü Livaneli, karlı kayın ormanı

Zülfü Livaneli, Bulut Mu Olsam

Cem Karaca, Şeyh Bedrettin Destanı

Onur Akın, Seviyorum Seni

Edip Akbayram, Güzel Günler Göreceğiz

Cem Karaca, Ceviz Ağacı

Cem Karaca, Bence Artık Sen de Herkes Gibisin

İlkay Akkaya, Beyazıt Meydanı

Ezginin Günlüğü, Seni Düşünmek Güzel Şey

Grup Yorum, bu memleket bizim

İlhan İrem, Hoşgeldin Kadınım

NAZIM HİKMET ŞİİRLERİ

O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ - NAZIM HİKMET O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruliii hanımeli açan bir ev. Bir dev gibi seviyordu dev. Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin, yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin. O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: bahçesinde ebruliiiii hanımeli açan ev.. KIZ ÇOCUĞU Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler.

Kaynak: Tarkan Acar

ReklamGIF
etiketler İlgili Etiketler
OKUYUCU YORUMLARI (0)
Bu habere daha önce yorum yapılmamıştır.
İlk yorum yapan siz olun!

Ad Soyad:

Yorum:

GÜNÜN GELİŞMELERİ
ANKET
FACEBOOK