Sıcak Gelişme, Son Dakika
Buradasınız Buradasınız: Anasayfa » Medya » Balyoz davasında temyiz duruşması | 26 Temmuz 2013 Cuma 00:58

Balyoz davasında temyiz duruşması

Balyoz Planı davasının temyiz duruşmasının 8. gününde 117 avukattan 39'u savunmasını tamamladı.

Emekli Oramiral Özden Örnek ile emekli orgeneraller Halil İbrahim Fırtına ve Çetin Doğan'ın da arasında bulunduğu 361 sanıklı "Balyoz Planı" davasının, Yargıtay 9. Ceza Dairesindeki temyiz duruşmasına devam edildi. Sanıklar Mehmet Cem Çağlar, Korcan Pulatsü, Hüseyin Çınar, Ahmet Erdem, Bülent Günçal, İsmail Taş, Ziya Güler, Beyazıt Karataş, Turgut Atman, Nedim Güngör Kurubaş, Mustafa Erhan Pamuk, Mehmet Erkorkmaz, Mehmet Eldem, Cenk Hatunoğlu, Mustafa Haluk Baybaş, Cengiz Köylü, Rıdvan Ulugüler, Sefer Kurnaz ve Berna Dönmez'in avukatı Ali Fahir Kayacan savunmasını yaptı. Davaların açılmasına neden olan unsurları değerlendiren Kayacan, bunda "yurt dışı ve yurt içi ayağı olan güçlerin koalisyonunun" etkili olduğunu savundu. Kayacan, "Bu koalisyon güçlerinin menfaatleri de her zaman örtüşmüyor ama ana hedef var. Burada örtüşüyorlar. Ana hedef TSK'yı etkisizleştirmek değil etkisizleştirmenin ötesinde adeta başının ezilmesi ve sindirilmesi. Bu da topluma 'askeri vesayeti sona erdiriyoruz' şeklinde lanse edildi" dedi. Askerin geçmişte demokrasiye doğrudan veya dolaylı müdahaleleri nedeniyle bu söylemle yapılan bu faaliyetin toplumun belli kesimlerinde destek bulduğunu ifade eden Kayacan, bunu toplum mühendisliği olarak değerlendirdiğini söyledi.

Medya gücü kullanıldı

Kayacan, dava sürecinde belli bir medya gücü kullanıldığını, yargılananlar veya soruşturmaya tabi tutulanların darbeci, onların avukatları ve ailelerinin darbe destekçileri olarak yaftalandıklarını, bunun halen sürdüğünü savundu.

Çok hoyrat bir hüküm

Hakimin, aynı zamanda hoyrat olmaması gerektiğini dile getiren Kayacan, "Bu hüküm o yönleriyle ne yazık ki çok hoyrat bir hüküm. Kastım aşağılamak anlamında değil. Çok sert değerlendirmelerle verilmiş bir hüküm. Bir ameliyat yapıyor doktor, bisturiyi 5 santim açmak yeterken 15 santim açıyor veya dikişleri kaba yapıyor. Sanıklara bakış açıları ne yazık ki hiç hoş olmadı" değerlendirmesinde bulundu. Ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğunu vurgulayan Kayacan, ceza hukukunda niyet okuyuculuğun yeri olmadığını kaydetti. Kayacan, geçmişte bunun birileri tarafından birilerine yapıldığını belirterek, "Şimdi de birileri birilerine yapıyor. 'Sen kesin darbe yapacaktın' demek niyet okumaktır" ifadesini kullandı. Yargıyla ilgili toplumda hatta yargının içinde bile son yıllarda olumsuz algılamalar bulunduğunu savunan Kayacan, bütün olumsuz algılamalara rağmen Yargıtayın bütün temyiz sebeplerini ciddiyetle ele alacağına inandığını dile getirdi.

Bozma nedenleri

Avukat Kayacan, mutlaka bozma sebeplerini 3 noktada topladığını belirterek, müvekkilerinin askeri hakim olduğunu, bu nedenle askeri yargıda yargılanmaları gerektiğini savunarak, mahkemenin görevsizliği nedeniyle hükmün bozulması gerektiğini iddia etti. İkinci mutlak bozma sebebini, "mahkeme kararıyla savunma haklarının kısıtlanması" olarak ifade eden Kayacan, delilerin ortaya konulması ve tartışılması bölümlerinin atlandığını, yargılama süresince kanıt toplanmadığını savundu. Kayacan, istedikleri bilirkişi incelemelerinin yaptırılmadığını, talep ettikleri tanıkların dinlenmesinin reddedildiğin ifade ederek, "Mahkemede hakimler baştan beri tarafsızlıklarını yitirmiştir" iddiasında bulundu. Mutlak bozma sebeplerinden üçüncüsünün delillerin hukuka aykırı elde edilmesi olduğunu ileri süren Kayacan, "Hukuka aykırı elde edilen deliler hükme esas alınamaz. Bu, biz de ve bütün dünyada böyle. Bu, zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur esasına dayanmaktadır" dedi.

O sayın hakimlere hitap ediyorum

Dijital verilerin delil kabul edilmesiyle ilgili eleştirilerde bulunan Kayacan, "İnanın yüksek mahkeme önünde bunları söylemek durumunda bırakıldığım için rahatsızlık duyuyorum. Yoksa siz bunları çok iyi biliyorsunuz. Aslında o sayın hakimlere hitap ediyorum bunları bilmezcesine hüküm yazdıkları için" ifadesini kullandı. Ceza hukukunda mahkumiyete karar verilebilmesi için fiil ile sanık arasında bağı kurulması gerektiğini bildiren Kayacan, hiçbir zaman kanaat ve takdirin tek başına hüküm vermeye yetmeyeceğini yineledi.Kayacan, "Doktor 'öyle gördüm' deyip ilaç yazabilir ama hakim 'ben öyle gördüm' deyip karar veremez, delile dayandırması lazım" görüşünü aktardı.Müvekkillerinden, Cengiz Köylü, Beyazıt Karataş, Mehmet Eldem, Bülent Günçal, Ziya Güler'in dijital belgelerde suç isnat edilen tarihlerde il ya da yurt dışında olduklarını belgeleriyle kanıtladıklarını anlatan Kayacan, mahkemenin bunları dikkate almadığını kaydetti.Duruşmanın 8. gününde 117 avukattan 39'u savunmasını tamamladı. Kayacan, savunmasına pazartesi günü devam edecek.


Kaynak: IHA

ReklamGIF
etiketler İlgili Etiketler
OKUYUCU YORUMLARI (0)
Bu habere daha önce yorum yapılmamıştır.
İlk yorum yapan siz olun!

Ad Soyad:

Yorum:

ReklamGIF
GÜNÜN GELİŞMELERİ
ANKET
FACEBOOK